Diyetisyen Dilara Koçak Ve Alışkanlıkları



Diyetisyen Dilara Koçak Ve Alışkanlıkları
6 Aralık 2010 tarihinde eklendi, 3.677 kez okundu.

Diyetisyen Dilara Koçak sevenlerine ve takipçilerine yemek alışkanlıklarını anlattı. Aslında bu anlattıkları adeta sağlıklı beslenme önerileri olarak algılanabilir. Kendi sağlığını nasıl koruduğunu ve nelere dikkat ettiğini anlatan Diyetisyen Dilara Koçak yazısını Hürriyet’te yayınladı.

1 ‘Yemek yasakçısı’ olmadığınız çocukluk yıllarında yemekle aranız nasıldı?

– Ben çok iştahlı bir çocuk değilmişim aslında. Annem, “Bütün gün tek bir ekmek alıyorum o bile bitmiyor, ne iştahsız çocuklarsınız siz, ben size ne yedireceğim” diye şikâyet ederdi. Bizim evde yemek yendiği zaman, “Aaaa yemek yediler” diye sevinilirdi. İki kardeşim var, bana hep “Abla nasü kilo alınz” diye soruyorlar. Genetik olarak şanslıyız galiba.
■ Yani o zamanlardan başlamış yemekle
aranıza mesafe koymak…
– Üniversite yıllarında damak tadım daha
da gelişti tabu ki. Bu işle profesyonelce
ilgilenince, yemek yemeyi daha çok sever
oldum.
1 Yemek seçen bir çocuk muydunuz, yani mızmız mıydınız?
– Herhalde… Mesela bamya yemezdim. O zamanlar mızmızlık ediyordum ama şimdi bamyayı nasıl özlüyorum bilemezsiniz. Bizim bamyalarımız serçeparmağın üçte biri kadar, minik miniktir. Bol biber salçalı, bol domatesli, nohutlu, etli bir yemek olur. Suyuna ekmek banmayı çok severim. Ya da yanında pilav yiyeceksin.
H Annenizin mutfağından hatırladıklarınız neler?
– Oooo neler hamlamıyorum ki! Ben bir Çukurova çocuğuyum. Dedem Suriye’den gelmiş. Onun için Arap mutfağının etkisi var evde. Hatırladığım şeyler, içliköfte, minik lahmacunlar, sarımsaklı köfte, yüksük çorbası, kuru patlıcan dolması, işkembe dolması, aydede böreği, bulguriu-salçalı yemekler.

Peki böyle muhteşem yemeklere nasıl hayır diyorsunuz?
– Demiyordum da az yiyordum. Şimdi de hayır demiyorum aslında. Hâlâ annemin mutfağında aynı lezzetli yemekler pişiyor. Hepsinden yiyorum ama ipin ucunu kaçırmıyorum.

■ Anneniz kilolu mu?

– Yok yok değil. Annem çok hareketli bir kadın, günlük yürüyüşünü yapar, alışverişlere hep yürüyerek gider, kendi işini kendisi yapar. Mutfakta küçük değişiklikler oldu zaman içinde… Mesela eskiden çorbamn üstüne yağı kızdınp dökerdi şimdi onu yapmıyor. Kuyrukyağıyla pilav yapardı, şimdi sıvı yağlı yapıyor. İçliköftenin hem kızartması, hem haşlaması olurdu, artık haşlamasına ağırlık veriyor.

■ Peki bu değişiklikler yemeğin tadım değiştirmiyor mu? •     – Tabii ki değişiyor ama ben lezzet ve sağlık dengesini bulmaya çalışıyorum. Yasakçı bir diyetisyen değilim. Yasaksız iyi beslenmeyi ve formda kalmayı öneriyorum. Ağır bir yemek yiyorsanız bunun bir bedeli var. Ya daha fazla hareket edeceksiniz ya da ertesi gün daha az yiyeceksiniz. Küçük kaçamaklar alışkanlığa dönmediği sürece zarar vermez. Ayda bir kere işkembe çorbası ya da dolmasını yemekte bir sakınca yok. Adana’ya, Mersin’e gittiğinizde, önünüze konan o lezzetli yemekleri reddederseniz, sağlığınız için kötü bir şey yaparsınız. Çünkü ruhunuzu mutsuz edersiniz. “Evet, ben bunu yiyeceğim ama belki bir daha üç ay yemem. Bunu yediğim için ertesi gün daha dikkatli olacağım” derseniz, o yemek size hiç zarar vermez. Tam tersine sağlığınıza yararlıdır, çünkü sizi mutlu eder.

ETİ AKŞAMA BIRAKIYORUM

Her sabah farklı kahvaltı ediyorum; bir gün peynir, ekmek, zeytin, ertesi gün simit, peynir, bir sonraki gün yulaf ya da mısır gevreğiyle süt, ertesi gün yoğurt ve meyve, sonraki gün yumurta. Her gün değiştiriyorum, çünkü beslenmede çeşitliliğe önem veriyorum. Böylece her besin grubundan, her vitamini ve minerali dengeli almış oluyorsunuz hem de sıkılmıyorsunuz.

Her gün mutlaka saat 11.00 gibi az şekerli bir Türk kahvesi içiyorum, yanına iki-üç kuru kayısı yiyorum ya da nadiren de olsa bir kurabiye, bir ufak çikolata atıştırıyorum. Öğlenleri ofiste yemek pişirtiyorum. Bu sebze ya da çorba olabiliyor. Bazen dışarı yemeğe çıktığımda, yarım pizza yiyorum. Haftada bir gün belki makarna yiyorum. Öğlenleri çok fazla et yemiyorum, eti akşama bırakıyorum. Öğleden sonra iki tane ara öğün yapıyorum. Saat 15.00 gibi bir meyve, yamna 10-15 fındık, belki ceviz, belki badem… 16.00-17.00 gibi de ya bir tost ya yarım simit yiyorum. Akşamları da sofrada genelde zeytinyağlı sebze, ızgara balık, tavuk veya et oluyor. Haftada iki-üç gün bir kadeh şarap içiyorum.

DOLMA OYARIM YAPRAK SARARIM

üzerine dökerim. Sonra bol karabiber serperim, ben kırmızı ete karabiberi çok yakıştırıyorum, ama mutfağa girip de yemek yapmaya zaman bulamıyorum. Ama danışanlarıma tarifler geliştirmek için bazen bir

cumartesi günü giriyorum ve aklımda olan formülleri birbirleriyle karıştırıp yemekler yapıyorum. Pazartesi günü de onlara yaptığım bu yemekleri öneriyorum. Bu yemeklerden en meşhuru ‘Vicdan çorbası’. Malzemeler: İki kabak, iki soğan, iki domates, iki yemek kaşığı bulgur, bir tatlı kaşığı zeytinyağı, birer demet nane, maydanoz, dereotu, sarımsak, az tuz, kimyon, pulbiber, karabiber, iki üç bardak su. Bunların hepsi birlikte pişiyor. Sonra ister taneli bırakıyorsunuz, ister blendırdan geçiriyorsunuz. Ağır bir yemeğin ertesi günü bu çorbayı içerek vicdanınızı rahatlatmış oluyorsunuz.

■ Vicdanı mı rahatlatıyor bu çorba?

– Bir gece önce çok yemişsiniz; ertesi sabah uyanıyorsunuz ki vicdanınız sızlıyor… Bu kaçamağı nasıl telafi

edeceksiniz? Tabii ki hafif bir çorba içerek. Bu çorbayı öğlen, akşam bir tencere içebilirsiniz. Yanma da salata, az yağlı peynir yiyebilirsiniz. Böylelikle vicdanınızın sesini kesebilirsiniz.

■ Siz vicdan çorbasını nezaman içiyorsunuz?

– Her seyahat dönüşünde içiyorum. Evdekiler seyahat dönüşümde vicdan çorbamın hazır olacağım, ertesi gün ofiste ve evde vicdan çorbası içeceğimi biliyorlar.

Diyetisyen Dilara Koçak Ve Yemek Yeme Alışkanlıkları

Fazla Kilo
Sağlıklı yaşamak, yaşam standartlarınızı yükseltmek, yüksek enerjiye ulaşmak ve mutlu olmak için fazla kilolarınızdan kurtulun.

UYARI: İçeriklerimiz tamamen öneri niteliğindedir. Uygulamadan önce lütfen doktorunuza danışınız.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git