Yücecan, ‘optimal beslenme’yi; çeşitli besinleri tüketmek, boya uygun beden ağırlığını korumak, daha az yağ ve daha az doymuş yağ tüketmek, diyette tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze-meyve tüketimini artırıp, şeker tüketimini azaltmak, günlük tuz ve sodyum tüketiminde aşırıya kaçmamak, sıvı tüketimini artırmak, sigara içmemek, alkol tüketmemek, tüketiliyorsa miktarını azaltmak, aktif yaşam şekli yaşam kalitesini artırdığı için fiziksel aktiviteyi artırmak olarak tanımlıyor.
Beslenme yetersizliği ve dengesizliğinin neden olduğu hastalıkların başında enfeksiyon hastalıkları geliyor. Bu hastalıklar sırasında metabolizma hızlanıyor, vücut dokularının yıkımı artıyor, dolayısıyla besin öğelerinin vücuttan atılımı artıyor. Özellikle protein, A ve C vitamini, demir ve çinkonun vücuttaki miktarı azalıyor. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan, söz konusu kayıpları yerine koymanın ‘optimal beslenme’ ile mümkün olacağını vurguluyor.
‘Bir bardak kayısı suyu, çocuğunuzun günlük A vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor…’
A vitamininin büyüme için gerekli olduğuna değinen Yücecan, epitel dokuların sağlığı ve kemiklerin gelişimi için çok önemli olan bu vitaminin yetersizliğinde infeksiyon hastalıklarına yakalanma olasılığının arttığına işaret ediyor. A vitamini yönünden zengin havuç ve kayısının, çocuklar için keyifli bir hale getirilerek, karışık meyve veya sebze suyu olarak verilmesini öneriyor. Örneğin; bir bardak kayısı suyu (200 ml), günlük A vitamini gereksiniminin 4-8 yaş grubu çocuklarda % 48’ini, 9-13 yaş grubunda % 32’sini, 14 yaş ve üzeri erkeklerde % 21’ini, 14 yaş ve sonrası kadınlarda ise % 27’sini karşılıyor.
Optimal beslenme için sebze ve meyve tüketimi şart!
Optimal beslenme için önerilen düzeyde tüketilen besinler sadece selenyum, çinko, bakır, demir, mangan, folat, B6 ve B12 gibi besin öğelerini içermiyor. Aynı zamanda sağlığın korunması, geliştirilmesi ve kronik hastalıkların önlenmesinde etkinlik gösteren ve fitokimyasallar adı verilen biyoaktif bileşenleri de barındırıyor. Antioksidan savunma sistemini güçlendirdiği saptanan söz konusu bileşenler, fenolik bileşikler olarak adlandırılıyor. Bunların en iyi kaynağının ise sebze ve meyveler olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sevinç Yücecan, sebze ve meyve tüketiminde ve bunlardan elde edilen sebze ve meyve suyu içiminde çeşitliliğin önemli olduğuna işaret ediyor.
Prof. Yücecan, sebze ve meyve sularının içeriğinde yüksek oranda bulunan A, C ve E vitaminleri ile söz konusu fenolik bileşik içeriklerinin, yüksek potansiyelde antioksidan etkinlik gösterdiğini söylüyor. Bu bileşenlerin sebze ve meyvelere kıyasla onların suyundan daha kolaylıkla emilebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sevinç Yücecan, çilek, vişne veya kırmızı üzüm suyu gibi antosiyanin’den zengin besinlerin ayrıca askorbik asit ve diğer polifenoller gibi güçlü antioksidan etkinlik gösteren bileşenlerden de zengin olduğunu vurguluyor.