İnsülin direnci, hipoglisemi ve diyet tedavisi



İnsülin direnci, hipoglisemi ve diyet tedavisi
16 Temmuz 2012 tarihinde eklendi, 6.157 kez okundu.

Her yazısı ile ziyaretçilerimiz tarafından büyük ilgi gören Diyetisyen Işın SAYIN, bu yazısında insülin direnci, hipoglisemi ve diyet tedavisi hakkında aklınızda dolanan bir çok soruya cevap veriyor. İnsülin direnci, hipoglisemi ve diyet tedavisi hakkında merak ettiklerinizi bu yazıda öğrenebilirsiniz.

Bunlara dikkat!…  Kalitesiz karbonhidrat kaynakları: Beyaz un, şehriye, erişte, makarna, pirinç, bununla yapılan sarma ve dolma, beyaz undan domates ve tarhana çorba gibi beyaz yiyecekler, şeker ve şekerli yiyecek/içecekler, alkolün fazlası, unlu/şekerli bisküvi, hazır dondurma, hazır kek/ pasta reçel, bal vb, abur cuburlar ve çikolatanın yanı sıra içinde glukoz ve meyve bulunduran müsli ve yoğurtlar, kahve ve pasta, keklere eklenen şuruplar, kahvaltılık-ikramlık hamurişleri, üzüm-arpa vb ile yapılan alkollü içecekler ve içine ilave edilen meyve suyu enerji içecekleri vs.

Bağımlılık yapar bu beyazlar…  Tuzlu gıda sınıfında MSG ve tatlı gıda sınıfında da glukoz, früktoz, mısır şurupları gibi bazı katkı maddeleri bu yedikçe yeme döngüsünü tetikler. Aynı nedenle meyvelerin glisemik indeksi düşük ya da aşırı tatlı olmayanlarına öncelik tanımak gerekir. Muz, karpuz, üzüm, incir, hurma, cennet hurması riskli meyvelerdir. Bu beyaz unlu yiyecekler, şekeli gıdalar ve alkolün fazlası; kan şekerini hızlı yükseltir ve aynı hızda da düşüş gerçekleşir.

Düşen kan şekeri nereye gider? Bir kısmı yakıt olarak kullanılır ve o an yakılamayanı da doğruca yağa dönüşüp depoya gönderilir. Yani hızlı kilo alırsınız, yavaş verirsiniz, iştahı önlemekte zorlanırsınız.

Bu besinler, çocuklarda bile insülin direnci/ reaktif hipoglisemi gibi sağlık sorunları sonucunda obeziteye ve ileride diyabete yol açıyor.

İnsulin direnci: 12 saatlik açlığa rağmen kanda şekeri düşürmeye çalışan hormonun yani insulinin istenenden yüksek olması durumudur.

Reaktif hipoglisemi: Toklukta bile kan şekerinin açlıktakine göre daha fazla düşük olması halidir. Uzun süre tedavi edilmezse, diyabet riski de bir o kadar artmaktadır.

Obezite ise; bedenin bize vermeye çalıştığı bir mesajdır. Bedenimiz; şu anki yeme/içme tempomuzla baş edemediğine işaret eder.

Obezite, kontrol edilemeyen iştah, “bünye istiyor halleri J” olan bireylerin, hastanelerin endokrinoloji servisinde ilgili testleri yaptırmaları ilk adımdır. Doktor önerisi ile gerekli görülürse ilaç tedavisini aldıktan sonra mutlaka bir diyetisyene gitmeleri gerekir.

Akabinde tedavi edici beslenme ilkelerini size anlatacak, bunları hayatınıza uyarlamanıza rehberlik edecek olan diyetisyeninize gitmeyi ihmal etmeyin. Çünkü tek başına ilaç tedavisi; yedikleriniz karşısında çaresizdir. Yalnız ilaç tedavisi, diyabete giden süreci diyet tedavisi olmadan yeterince geciktiremeyebilir.

ÇÖZÜM:

  • En az 5 öğün beslenmek şart.
  • Kilo artışını önlemek üzere öğünleriniz sizi sıkmayacak, ama tedavi edecek şekilde planlanmalıdır. Protein ve kaliteli yağ oranı hafifçe arttırılarak, karbonhidrat oranı da azaltılır.
  • Kaliteli kompleks karbonhidratlar tercih edilir.
  • Tüm bunlar diyetisyeniniz tarafından hesaplanırken; hangi saatte nerede bulunduğunuza göre; ulaşabileceğiniz besinler üzerinden gidilmelidir.
  • Böylece diyet sürdürülebilir ve keyifli, verimli olacaktır.
  • Ancak bu şartlarda yaşam tarzı haline gelebilir.
  • Sağlıklı zayıflama diyetlerinde patron; yalnızca diyet uzmanı değil, diyetisyen ve hastadan oluşan iki kişilik bir ekiptir.
  • Tedavinin ilk şartı karşılıklı uyumlu iletişimdir.

 

Işın Sayın
Beslenme ve Diyet Uzmanı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git