Kırklı yaşlarda kadın olmak



Kırklı yaşlarda kadın olmak
21 Aralık 2010 tarihinde eklendi, 2.614 kez okundu.

Hayat aslında kendini keşfetme yolculuğudur. Bu yolculuk biz kadınlar için keşiflerle dolu bir seyirle ilerler. Bedeni tanımak, ergenlik, gebelik, annelik derken vücutta meydana gelen her değişim, bizi her daim yeniler. Hayat boyu geçen bu yıllar arasında, altına imza atılması gereken bir dönem var ki bu da 40 lı yaşlar

Bu dönemde her bayan fiziksel ve ruhsal açıdan iç sesini daha detaylı dinlerse, ilerleyen yaşlar yaşam dolu bir şekilde geçer. Bu yaş aralığında en belirgin olarak hormonal denge değişmeye başlar. Bu durum çoğu zaman adet dengesinde bozulmalara, psikolojik değişmelere yol açar.
Hormonlardaki bu dengesizlikler kadınlarda menapoz korkusunu doğurur ki bu aslına hiç korkulmaması gereken bir geçiş sürecidir. Bu dönemde adet sürelerinde, görülme sıklığında azalma veya artma görülebilir.

Hormonlardan östrojenin karın çevresinde toplanmaya başlaması, yağlanmayı da arttırır. Yine bu dönemde kas dokuları da azalmaya başladığı için bacaklarda incelmeler, kalçada küçülmeler görülmeye başlayabilir. Ve kas kaybına yaşın da ilerlemesini eklersek, metabolizmada yılda % 3 lük bir azalma görülür. Bu yüzden bu dönemde günlük 30 dk lık egzersiz yapılmalıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı kilo alımı görülmeye başlar. Eğer diyet programı düzenlenmezse, yılda yarım kilo kadar artış kaçınılmaz olur.
Eski günlere nazaran kişilerin enerjileri artık daha çabuk düşer. Yorgunluk daha sık yaşanır. Aslında her kadında selülit vardır .Ama bu dönemde cilt incelmeye başladığı ve daha az desteklendiği için selülit görünümü daha çok artar.Stres, depresyon daha sık yaşanılan bir durum olur. Bir gün çok neşeli, ertesi gün sinirli olunabilir. Ayrıca bu süreç sağlık sorunlarının görülme sıklığının arttığı bir döneme giriş olduğu için sağlık kontrolleri sıklaştırılmalıdır. Böylelikle ilerleyen yaşlar, bağımsız, sağlıklı ve mutlu bir şekilde seyreder.

BESLENME MODELİ NASIL OLMALIDIR?

Bu dönemde vücutta meydana gelen yıkımlar etkisini göstermeye başlayacağı için tüm besin gruplarından yeterli miktarda alınmalıdır. Günlük 3-4 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketilmelidir. Ama bunlarda yağsız olanları tercih etmeniz, hem kan yağlarınızın yükselme riskini azaltacaktır, hem de kilonuzda kontrol sağlayacaktır. Et ve et ürünlerine gelince; haftada bir kez bir öğünde kırmızı et ve tavuk-hindi, haftada 600 g kadar balık, diğer günlerde soya eti, etli sebzse yemkleri tüketmeniz hücrelerinizin yapı taşı olan proteinleri almanıza destek olur. Bu dönemde barsak hareketleri yavaşlamaya başlar ve kabızlık gibi sorunların görülme sıklığı artar. Bu yüzden posalı besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Bu da günde 4-5 porsiyon sebze meyve, haftada 2 kez kurubaklagil tüketerek ve ekmek tüketimlerinde tam tahıllı tam buğdaylı ekmekleri tüketerek olur. B vitaminleri ve omega-3 stres yönetimine destek olur. B vitaminlerinin kaynağı ekmek, kuru baklagiler ve pirinç makarna gibi ekmek grubuna giren besinlerdir. Omega-3 ün de en iyi kaynakları balık ve yağlı tohum olarak adlandırdığımız ceviz, fındık gibi besinlerdir. Hergün 2 adet tüm ceviz veya 5-6 adet fındık yemeniz yeterli olacaktır.

Yaş ilerledikçe su içmeyi çoğu kişi unutur. Oysa vücudun fonksiyonlarının devam etmesi için, su bu dönemde daha önemli yere sahiptir. Hergün 2 lt su içmeli, unutuyorsanızda gözünüzün önünde olacak şekilde masanızın üzerine koyarak veya yemeklerden önce tüketerek ihtiyacınızı karşılamalısınız.

 

Esra Rahşan Çalışkan
Beslenme ve Diyet Uzmanı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git