Mide kelepçesi ile zayıflama

Mide kelepçesi ile zayıflama


Sitemiz Obezite Uzmanı Op. Dr. Murat Üstün,  obezite cerrahisi yöntemlerinden ilki olan mide kelepçesi uygulaması ile ilgili ayrıntılı bilgiler veriyor.

Mide kelepçesi ülkemizde obezite cerrahisi yöntemlerinden ilk uygulananıdır. Uzunca bir süre de, neredeyse obezite cerrahisiyle eşdeğer manada kullanılmıştır. Ülkemizde binlerce mide bandı uygulanmıştır.

Bir yöntem uzun süre ve çok hastada kullanıldığında, o yönteme bağlı komplikasyonlar da birikmektedir. Ayrıca, mide bandının birçok obezite cerrahı tarafından tek yöntem olarak uygulandığı düşünülürse, hasta seçiminden kaynaklanan sıkıntılar olacağı da bellidir.

Özetle, ülkemizde obezite cerrahisinin karanlık yüzü olarak tanınan mide kelepçesi, aslında tek başına sanıldığı kadar tehlikeli bir yöntem değildir.  Bilimsel temeli, midenin üst kısmında ufak bir cep oluşturmak ve burası dolduğunda doymayı sağlayarak, yeme miktarını kısıtlamaktan ibarettir.

Bu amaçla, silikondan, bisiklet lastiği gibi şişebilen bir band kullanılır. Bu band, ince bir tüp aracılığıyla deri altına yerleştirilen bir porta bağlanır. Ameliyattan sonra, bu porttan serum verilerek bandın sıkılığının ayarlanması mümkündür.

 Mide Bandının Avantajları

Mide bandı 70’li yıllardan beri kullanılmaktadır. İlk laparoskopik ameliyat  1992’de gerçekleştirilmiştir. Yani, uzun süredir bilinen, etki-yanetki-komplikasyonları ve çözüm yöntemleri belli bir metoddur. Teknolojinin ilerlemesiyle bandlar giderek daha düşük basınçlı ve yumuşak hale gelmiştir. Bu da komplikasyon oranlarını azaltmıştır.

Ameliyat diğer metodlara göre nispeten daha kolaydır. Midede herhangi bir kesme veya dikiş yoktur. Sindirim sisteminin anatomisinde geri dönüşsüz bir değişiklik olmaz. Ayarlanabilir olduğu için, ideal sıkılık bulunana kadar dolum işlemi yapılabilir. Eğer problem yaşanır da bandın çıkarılması gerekirse, bu işlem de çoğu kez laparoskopik yapılabilir. Hatta biz ekip olarak ilk işlemi açık ameliyatla olan hastalarda bile laparoskopiyi tercih ediyoruz.

Akla, neden diyet yapmak yerine böyle bir işlemi tercih edeyim sorusu gelebilir. Çalışmalarla kanıtlanmıştır ki, sıkı diyet, egzersiz ve hatta ilaç desteği ile hastalar ancak fazla kilolarının % 10’unu verebilmektedir. Bunların üçte ikisi ilk yıl içinde, tamama yakını da beş yıl içerisinde geri alınmaktadır. Üstelik tekrarlanan kilo alıp vermeler sonraki diyetlerin baştaki kadar etkili olmamasına yol açmaktadır. Hastalarımızın çoğunun yaşadığı bu olaya “Yo-Yo Etkisi” diyoruz.

 Mide bandı diğer yöntemlere göre daha az mı kilo verdirmektedir?

Erken dönem sonuçlarına bakıldığında öyle. Ancak üç yıl ve daha uzun vadede tüm yöntemlerin kilo verdirme hızları birbirine yaklaşmaktadır. Hastaların odaklanması gereken de bir an önce hızlı kilo vermek değil, beslenme ve yaşam tarzlarını değiştirerek uzun vadede bunu korumak olmalıdır.

 Mide Bandının Dezavantajları

Günümüzde band konusunda net bir fikir birliğine varılmamıştır. Kimi bu yöntemin artık bırakılması gerektiğini söylerken, bir grubu da uygun hasta seçimi şartıyla bandın hala faydalı bir yöntem olduğunu söylemektedir. Açıkçası ben ikinci gruptan bir cerrahım.

Hastalar genelde uzun yıllardır kilo kaybı için denemedikleri yöntem kalmamış, ekonomik ve psikolojik olarak tükenmiş şekilde obezite cerrahisine başvururlar. Bu aşamada istekleri kolay ve hızlı kilo kaybıdır. Başta bu yanılgıyı düzeltmeliyiz. Obezite cerrahisi kolay ya da zahmetsiz bir yol değildir. Bunlar hastaya, yaşam tarzını ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmede güçlü bir destek sağlayan yöntemlerdir. Gerisi hastanın uyumuna kalmaktadır. Uyum sağlayamayan hasta her yöntemde başarısız olabilir.

Bandın diğer yöntemlere göre en büyük dezavantajı karın içinde bir yabancı cisim olmasıdır. Banda bağlı mekanik sorunlar gelişebilir. Band zamanla kayabilir, port yeri iltihaplanabilir, band ya da tüpte delinme olabilir ve ayarlanamaz hale gelebilir. Banda bağlı en korkulan komplikasyon, bandın mide duvarını aşındırarak mide içine girdiği durumdur. Bu durumda band etkisiz hale gelir, port enfeksiyonları ve akıntı gibi problemler başlar. Bu sorunun genelde uyumsuz ve yeterince kilo veremeyen hastalarda aşırı dolum yapılması ve yüksek basınca bağlı olarak geliştiğini söyleyebilirim.

Banda özel diğer bir sorun ise, midede herhangi bir kesi yapılmadığı ve fundus denilen, açlık hissinde etkili bölge yerinde bırakıldığı için bazı hastalarda doyma hissinin tam oluşmamasıdır. Bandla yemek, öğrenilmesi gereken, zor bir iştir. Ve hastanın çaba göstermesi şarttır. Özellikle ülkemizde her hastaya band takıldığı erken dönemlerde, komplikasyonların normalden yüksek olmasının en önemli nedeni hasta uyumsuzluğudur.

Banda karşı olan grubun önemli bir savı da, bandın ilk operasyon için az zararlı kabul edilebileceği, fakat yıllar içinde biriken komplikasyon oranının yüksek olduğudur.

Son olarak mide bandı için şunu söyleyebiliriz. Obezite cerrahisinin diğer tüm yöntemleri gibi,  mide bandı da mucize vaadetmez. Başarısı hasta uyumuna bağlıdır. Doğru teknikle (mutlaka laparoskopik) yerleştirildiğinde ve doğru kullanıldığında  uygun hastalarda hala tercih edilebilecek bir yöntemdir. Özellikle 18 yaş altı ergenlerde ve 200 üzeri kilolardaki hastalarda ilk seçenek olabilir.

DİĞER HABERLER

Murat Üstün

Murat Üstün

Genel Cerrahi & Obezite ve Metabolizma Cerrahisi Uzmanı

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir